Tunç Müstecaplıoğlu GirişYeni Üyelik
YIKIN HEYKELLERİMİ..
Tarih: Sat, 04 Apr 2009 16:51:12 - Yazar: Tunç Müstecaplıoğlu


Bizim şu acayip heykel alerjimiz nereden gelir bir bileniniz var mı?
Yoksa, bu işin kökeni heykeli putla karıştırmaya kadar gider mi acaba?
Antalya’nın kurucu babası Attalos’un heykeline de, taştan organları görünüyor diye peştamal takmışlardı hatırlarsanız.
Kadıköy’ün Altıyol kavşağındaki, ünlü boğa heykelinin yumurtalıkları da rahatsızlık veriyor diye oradan oraya sürüklenip durmuştu yıllarca.
Gırgır dergisinin mucidi Oğuz Aral’ın heykelini de yıkar dururlar İstanbul’da bir parkta.
Hakan Şükür’ün heykeli de Florya Metin Oktay tesislerine dikilsin mi dikilmesin mi diye neredeyse Galatasaraylılar iki ayrı fraksiyona ayrılacaklardı.
Nedir acaba bizim bu heykellerle ve onların yaratıcı sanatçıları heykeltıraşlarla alıp veremediğimiz?
Kemer’le tanışıklığım 1975 yılında başladı.
Şimdiki adıyla Club Med-Kemer henüz bir İtalyan tatil köyü iken, ailemle orada tatil yapmıştım.
Valtur adeta bir cennet gibiydi bizler için.
İlk animasyon, açık büfeyi gördüğüm oteldi benim için.
Sonra İtalyanları Valtur’a taşıyan bir uçak Isparta dağlarına çarparak enkaza dönünce, İtalyanlar tatil köyünü Fransızlara devrettiler.
Tüneller, bölgenin turistik anlamda ulaşımına katkıda bulununca, Akdeniz’in bu güzel köşesi uluslararası düzeyde tanınan markalarımızdan biri haline geldi.
Ara sıra gider gezerim çarşısını.
Sıradan, lezzetsiz, tekdüze dükkânlarla dolu bir tür bulamaç halindedir.
Tıpkı, Side, Alanya ve diğer kasabalarımızda olduğu gibi, “arabası var ama ruhu yok” cinsinden yani...
Dükkânlar ne Türk ne de uluslararası.
Yıkılan o güzelim heykel Kemer’e bence bir farklılık getirmişti.
Önünde turistler fotoğraf çektiriyordu.
Yeni seçilen başkan, ilk icraat olarak o heykeli söktürmüş.
Aferin ona..
Dün Alman Focus dergisinden aradılar beni.
Geçenlerde, alkolden zehirlenerek Kemer’de bir otelde ölen Alman genç hakkında bir şeyler sordular.
Hani şu, şişesinde birkaç lira daha fazla para kazanmak için merdiven altında üretildiği söylenen içkilerin neden olduğu ölümden söz ediyorum.
Formül biraz hatalı olunca, etil yerine metil alkol konunca oluyor sana “garantili ölüm kokteyli”
Cevap verirken, bu ölüme adeta bir yakınım sebep olmuş gibi utandım.
Özetle şunları söyledim..
Her yıl milyonlarca insana huzur içinde tatil yaptırıyoruz. Dünyanın her yerinde olduğu gibi bizim de içimizde ne yazık ki; tecavüzcüler, sapıklar, insanları kar uğruna öldürmeyi göze alabilecek caniler yaşıyor. Suçlular en kısa sürede belirlenip hak ettikleri cezaları alacaklardır. Türkiye ve Antalya, hala dünyanın en özgürce ve huzurla tatil yapılabilen cennet köşelerinden biridir.
Dediklerim, vicdanımı tam anlamıyla ikna edemediyse de bir şeyler anlattım işte.
Sizin evinizde, kaçak içkiden öldüğü iddia edilen bir genç misafiriniz varken, sizin ilk icraatınız bir aşk heykelini yıkmak oluyor, öyle mi yeni başkan?.
Eve gidince kutlama telefonları aldınız mı?
“aslanım başkan, Kemer’in ilk sorunu işte bu uğursuz heykeldi, kim tutar artık seni be koçum” falan dediler mi?
Yine Avrupa’da haberlere konu olacak bir etkinliğe imza attınız, tebrik ederim sizi.
Geçmişinde onlarca cinayet olan bir eski mahkuma mecliste gözyaşlı, şiirli devlet töreni..
Aşkı, muhabbeti çağrıştıran güzelim heykel de hurdaya..
Ah be güzel ülkem, senin ayağa kalkman için daha çok acı çekmemiz gerekecek..

Tunç Müstecaplıoğlu
04.04.2009

 


nilgun diyor ki:
Thu, 09 Apr 2009 11:35:37

Yine güzel yazmışsın,şekilciği bırakamadık bir türlü millet olarak.Umudum gelecek kuşaklarda artık...

• Copyright 2008