Tunç Müstecaplıoğlu GirişYeni Üyelik
TENİSTE BUNLARI BİLİYOR MUYDUNUZ ?
Tarih: Mon, 17.04.2009 11:20:00 - Yazar: Tunç Müstecaplıoğlu


Tenis sporuna en benzeyen oyunun adının Jeu de pomme (jödöpom diye okunuyor) olduğunu, bunun “avuç oyunu” anlamına geldiğini ve ilk kez on ikinci yüzyılda oynamaya başlandığını,
Modern tenisin temel ilkelerinin, 1874 yılında İngiliz binbaşı Walter Clapton Wingfield tarafından belirlendiğini,
Clapton’ın bu oyuna Sphairistike adı ile patent aldığını,
Aynı yıl Wimbledon’da dünyanın ilk tenis kulübünün kurulduğunu,
1877 yılında Wimbledon tenis kulübünde ilk tenis turnuvasının yapıldığını ve zeminlerinin kulübün açıldığından beri çim zemin olduğunu,
İlk kadınlar tenis turnuvasının yine Wimbledon’da 1884 yılında yapıldığını,
Adına Grand Slam de denen dünyanın en önemli turnuvalarının;
Wimbledon (Londra-İngiltere),
Amerikan Açık (New York-ABD),
Avustralya Açık (Melbörn-Avustralya) ve
Roland Garros (Paris-Fransa)’da yapıldığını
Amerikan Açık tenis turnuvasının, (US Open) ilk kez 1881 yılında yani Atatürk’ün doğum yılında başladığını,
Avustralya Açık’ın (Australian Open) nam-ı diğer Asya-Pasifik Grand Slam turnuvasının, ilk kez Cimbom’un da doğum yılı olan 1905 yılında oynandığını,
Avustralya’nın kort zeminlerinin 1988 yılına kadar çim olduğunu, daha sonra Amerika Açık gibi sert plastike çevrildiğini,
Roland Garros tenis turnuvasının 1925 yılında başladığını ve yegâne toprak zeminli Grand Slam turnuvası olduğunu,
Roland Garros’un, Akdeniz’i uçakla geçen ilk pilot olduğunu, iyi de bir tenis oyuncusu olduğunu, uçuşlarından birinde Akdeniz’e düşerek 36 yaşında öldüğünü (1882-1918),
Ünlü tekstil firması Lacoste’un timsah ambleminin, 1920’lerin “timsah Rene” lakaplı ünlü tenisçi Jean Rene Lacoste’dan geldiğini,
Rene Lacoste’un (1904-1996), ikisi Wimbledon, üçü Roland Garros, ikisi US Open, dördü de çiftlerde olmak üzere 11 kez Grand Slam turnuvası şampiyonluğu olduğunu,
Lacoste adı verilen modelin, örme türünün mucidi olduğunu,
En uzun maçın 1969 yılında Wimbledon’da Pancho Gonzales ile Charlie Passarel arasında oynandığını, maçın iki güne yayılarak toplamda beş saat on iki dakika sürdüğünü (22-24, 1-6, 16-14, 6-3, 11-9)..
Bu maçın ardından maçları nasıl kısaltabiliriz diye düşünüldüğünü ve son sette tie break uygulamasının doğduğunu,
Tie break uygulamasına ilk kez 1971 yılında yine Wimbledon’da başlandığını, o yıl son sette durum 8-8 olunca tie break uygulandığını,
15, 30, 40 (önceleri 45 idi) sayılarının bir saatin üç ayrı çeyreğini ifade ettiğini, oyunun ise saatin tamamlandığını simgelediğini,
Günümüzde uygulanan son sette 6-6’lık eşitlik halindeki tie break’in son halinin ilk uygulamasına ise Wimbledon’da 1979 yılında başlandığını,
Gelmiş geçmiş en genç Grand Slam şampiyonunun, 1984 yılında henüz 17 yaşındayken şampiyon olan Boris Becker’in olduğunu,
Becker’in aynı zamanda, bir Grand Slam turnuvasını kazanan ilk Alman sporcu olduğunu,
Yine Becker’in Wimbledon’da seri başı olmadan turnuvayı kazanan ilk sporcu olduğunu,
Tek erkeklerde atılmış en hızlı servisin, 11 Haziran 2004 tarihinde ABD’li tenisçi Andy Roddick tarafından saatte 250 kilometre ile atıldığını…
Kadınlarda ise en hızlı servisin 2000 yılında Hollandalı sporcu Brenda Schultz-Mc Carthy tarafından saatte 209 kilometre ile atıldığını,
Çek asıllı ABD’li sporcu Martina Navratilova’nın (1956), 18 tek kadınlar, 31 çift kadınlar, 10 karışık çiftlerde olmak üzere toplam 59 Grand Slam şampiyonluğu olduğunu,
Yine Navratilova’nın Wimbledon’u 9 kez kazanan tek kadın tenisçi olduğunu,
Ünlü tekstil markalarından olan Fred Perry’nin, 1935 yılında Wimbledon şampiyonu olan ünlü İngiliz tenisçi Fred Perry’ye ait olduğunu,
Bir tenis turnuvasında oynayan en yaşlı erkek tenisçinin 1969 yılında Wimbledon’da oynarken 41 yaşında olan ABD’li tenisçi Ricardo Gonzalez olduğunu,
En yaşlı kadın tenisçinin ise, 1983 yılında 40 yaşında iken oynayan, efsanevi ABD’li tenisçi Billie Jean King olduğunu,
King’in, aynı zamanda kadınlar ve erkeklerin tenis turnuvalarında eşit ödül rakamları almalarını sağlayan bir sporcu olduğunu,
Wimbledon’u en fazla kazanan erkek sporcuların İngiliz W.C. Renshaw (1881-1889 yılları arasında) ve ABD’li tenisçi Pete Sampras olduğunu (1993-2000 yılları arasında), her ikisinin de bu turnuvayı yedişer kez kazandığını,
Wimbledon’da bugüne kadar oynayan en uzun boylu tenisçinin Hırvat Ivo Karlovic olduğunu, (2003 yılında, 2.08 m.)
İspanyol Nadal’ın 2005-2007 yılları arasında toprak kort üzerinde 81 kez üst üste maç kazandığını,
Wimbledon’ın 135 yıllık tarihinde, bugüne kadar sadece altısı erkek ikisi kadın sporcular olmak üzere sekiz kez solaklar tarafından kazanıldığını,
2001 yılında kazanan son solak sporcunun Hırvat Goran Ivanisevic (1971) olduğunu,
Fanatik bir Steffi Graf hayranı olan Günter Parche’nin, 1993 yılında Hamburg’daki bir tenis turnuvasında tribünden atlayarak o yılların ünlü tenisçisi Yugoslav Monika Seles’i (1973) sırtından bıçakladığını, yakalandıktan sonra Steffi’nin yeniden bir numara olması için bunu yaptığını söylediğini,
Seles’in ağır bir yara almamasına rağmen, bir daha eski günlerine dönemediğini,
Alman manyağın, sadece psikolojik tedavi gördükten sonra serbest bırakıldığını,
Teklerde en fazla Grand Slam kazanan erkek sporcuların;
Pete Sampras (14 kez), Roger Federer (13 kez), Roy Emerson (12 kez), Rod Laver (11 kez), Bjorn Borg (11 kez) diye sıralandığını, kadınlarda ise durumun;
Margaret Court (24 kez), Steffi Graf (22 kez), Chris Evert (18 kez), Martina Navratilova (18 kez), Billie Jean King (12 kez) olduğunu,
1993 yılında finalde Steffi Graf’a (1969) yenilen Çek kadın sporcu Jana Novotna’nın (1968) ödül vermek üzere merkez korta inen Kent Düşesi’nin omzuna yaslanarak ağladığını,
Wimbledon tenis turnuvasında toplam 11.812.000 Sterlin (17.600.000 Amerikan Doları) ödül dağıtıldığını,
Tek erkekler ve tek kadınlar finalini kazanan sporcuların her birinin 750.000 Sterlin (1.125.000 Amerikan Doları) kazandıklarını,
Bugüne kadar en fazla turnuva para ödülü kazanan ilk beş tenisçinin;
Pete Sampras (43.3 m Dolar), Roger Federer (31.2 m Dolar), Andre Agassi (31.1 m Dolar), Boris Becker (25 m Dolar) ve Yevgeny Kafelnikov (24 m Dolar) olduğunu,
Türkiye’de ilk tenis canlı yayınının 1975 yılında Wimbledon’dan yapıldığını,
Arthur Ashe ve Jimmy Connors (o sıralarda dünya bir numarası) arasında yapılan bu karşılaşmayı, ilk siyahi şampiyon olan Arthur Ashe’in 3-1 kazanarak şampiyon olduğunu,
Bu maçı TV’den bizlere canlı olarak anlatan sunucunun ünlü televizyoncu Cenk Koray (1944-2000) olduğunu,
Şimdi adına US Open’da bir stadyum olan Arthur Ashe’in, 1993 yılında henüz 50 yaşındayken hastanede karışan bir kan dolayısı ile AİDS’ten öldüğünü,
Ünlü şampiyonumuz Nazmi Bari’nin (1929-2008) 1951-1965 yılları arasında aralıksız olarak Türkiye şampiyonu olduğunu,
Bari’nin 1958 yılında Wimbledon’da eleme turlarına, 1963 yılında ise Amerikan Açık tenis turnuvalarına katıldığını

BİLİYOR MUYDUNUZ ?

 


ferda diyor ki:
Thu, 23 Apr 2009 22:18:58

Bence bu kadarını kimse bilmiyordur.
Hepsi ezberinizde mi bay ayaklı kütüphane?


• Copyright 2008