Tunç Müstecaplıoğlu GirişYeni Üyelik
SEVGİLİ K. ATATÜRK
Tarih: Thu, 10 Nov 2009 14:24:18 - Yazar: Tunç Müstecaplıoğlu


Yaşamınız ve modern Türkiye’yi yaratışınızın öyküsünü tüm öğrenim yaşamımız boyunca ezberledik. Özellikle sizin ölümünüzden sonra, devrimlerinizin kalıcılığını sağlamak adı altında, düzenli tekrar sistemini benimseyen yönetimler; adınızı, fotoğraflarınızı özdeyişlerinizi, büstlerinizi hemen her yerde kullanarak, küçük çocukların kafalarını karıştırıp durdular.

Örneğin ben, ilkokulda yoğun Atatürk tanıtımı ile bir süre; Tanrı, Hz. Muhammed ve Atatürk Kavramlarını karıştırır olmuştum.

Meydanlardan caddelere, stadyumlardan bozuk paralara kadar her yerde, sizin ya isminiz, ya da resminiz vardı. Benzer bir tanıtım, yaşadığımız yıllarda uluslararası düzeyde yalnızca, Michael Jackson, Madonna gibi pop yıldızlarına nasip oluyor.

Yaşasaydınız, eminim bu aşırı şekilciliğe tepki gösterirdiniz. Hele Manavgat’ın Kızılot Kasabası’nda,bir okulun anayol üzerindeki bahçesinde bulunan orantısız heykel müsveddesini yapanı ve onu oraya dikeni iyice bir haşlardınız.

Güncel politikacıların çoğunluğu yürürken çiklet çiğnemekte zorluk çekerken, siz 57 yıllık kısacık ömrünüze onca başarıyı nasıl sığdırdınız? Sirozdan erken ölümünüz nasıl sarsmıştı tüm dünyayı. Anneannem Heybeliada’yı ziyaretinizde size dokunabilecek kadar yaklaşmış.

Mavi gözlerinizin ihtişamını hala zevkle anlatır. Sizi canlı olarak gören akrabalarımızın anlattıkları, yapay üzüntülü 10 Kasım törenlerine oranla, hep daha çarpıcı gelmiştir.

Okulun kasvetli, loş koridorlarında saatlerce ayakta durarak, sözüm ona sizi anardık. Her yıl nereden de bulurlarsa, tüyler ürpertici sesli bir kız öğrenci, cıyak cıyak bağırarak, sizinle ilgili şiirler okurdu. Bunların arasından bazen, “Uuuuu, öldü bir ulusu dirilten başbuğ, bu inanılmayacak bir iştir, fakat olup bitmiştir “ gibi, hepimizi ürküten tuhaf şeyler de çıkardı.

Sonra da berbat bir kayıttan, sizin incecik sesinizden, neredeyse bir kelimesini bile anlamadığımız 10. Yıl Nutku’nuzu dinlerdik. Kalabalık ve sıkıcı tören atmosferi nedeniyle, her yıl en az bir öğrenci fenalık geçirerek, taş zemine düşerdi.

Yaşasaydınız, eminim, bu berbat anma organizasyonlarına da bir çeki düzen verirdiniz..
Sizi öylesine tabulaştırdık ki Sevgili Atatürk, ölümünüzün üzerinden 55 yıl geçmesine rağmen, kimse yaşamınızı film diline aktarmaya cesaret edemedi. En son İtalyan aktör Franco Nero ile ön anlaşma yapılmıştı. Ancak ne olduysa oldu ve film yine gerçekleşmedi. Oysa çağdaşınız Gandi’nin yaşamı ne güzel bir film oldu.

Hani siz tarlanızda kargaları kovalarken; kim oynardı Selanik’teki çocukluğunuzu acaba?
Bol gizemli Latife Hanım’la olan evliliğiniz nasıl yansırdı acaba beyaz perdeye?

İnönü ve Bayar’la olan ilişkiniz de, ilginç pasajlarından olurdu. Sizin için, Safiye Ayla’nın sesini çok severdi. Ancak çirkin bulduğundan onu perdenin ardından dinlerdi derler. Gerçekten doğru mu?

Bir seferinde bir yabancı diplomatın üzerine, yemek servisi sırasında elindekileri döken garson için, “ Bu millete, uşaklık dışında her şeyi öğrettim!..” demişsiniz. Bu özdeyişiniz, otelcilik eğitimi veren okulların girişine yazılsa, amma da kara mizah olurdu değil mi?

Celal Bayar gibi uzun yaşasaydınız, sanırım üzülürdünüz, Sevgili Atatürk!... İlkokullarda günü, “ Türküm, doğruyum, çalışkanım “ diye başlatıp, Devlet televizyonlarını da her gece İstiklal Marşı’yla kapatıyoruz. Ama dış ülkelere olan borcumuz, 60 milyar Dolar’ı buldu.

Bizler, “Bir Türk dünyaya bedeldir” lafları ile büyüdük. Oysa şu anda bir İngiliz Sterlin’i 20 bin Türk Lirasına bedel.

Alaiye’yi erken ziyaretiniz, o yılların iletişim yetersizlikleri yüzünden,
Alaiyeliler’i nasıl da üzmüş. Günlerce sizin için hazırlık yaptıktan sonra, beklenenden bir gün önce çıkıp gelmeniz; herkesin elini ayağına dolaştırmış. Sahi kızdığınızdan dolayı mı, sizin için hazırlanan evde gece yatısına kalmadan, bir kahve içip gittiniz? Ancak ne iyi ettiniz de, üçgen, dörtgen, kare derken; Türk Diline bir de, zor okunuşlu Alaiye’nin yerine Alanya’yı kazandırdınız.

Her neyse sevgili K.Atatürk, 80’li yılların lideri bile moda terimle; “OUT” olurken, siz hala; fikirleriniz, devrimleriniz, ileri görüşlülüğünüz ve bir çok başka özelliğinizle “İN” siniz.
Çünkü siz bir moda değil, KLASİK’in ta kendisisiniz.

Tunç Müstecaplıoğlu

 


Filiz Çokuğraş diyor ki:
Mon, 16 Nov 2009 20:43:02

Başlığı görünce 'eyvah' dedim, 'Tunç da Taraf'çıların tarafında mı acaba?'
Neyse ki; özünde takdir eden samimi bir dertleşme, çok da hoş bir güzelleme olmuş. Sevgiler!


• Copyright 2008