VAR MI OTELİNİZİN BİR TEMASI ?
Tarih: 14.09.2004 - Yazar: Tunç Müstecaplıoğlu
Yatırımcılar bir otelin mimari projesine nasıl karar verirler hep merak etmişimdir. Bildiğim kadarıyla, önce birkaç beğenilen örnek, aileye yakın bir mimarla ziyaret ediliyor. Ardından mimar bey,biraz kendi zevki, biraz da patronun dileği doğrultusunda ortak bir çalışma çıkarıyor ortaya.
Sonra, oteli satacak kontrat müdürlerinin karşısına oturuluyor. “Sevgili Karjoe, çalıştık çabaladık, bankalara da borçlanıp şu gördüğün eseri ortaya çıkardık. Artık bundan sonrası senin işin. Acilen, iyi bir fiyattan doldurmanı rica ediyoruz.”
VEGAS’DAN AKSU’YA..
Son yıllarda, kontrat müdürlerine yapılan sürprizlere bir de temalı oteller eklendi. Varlıklı yatırımcılar, özellikle de Las Vegas’daki kitsch harikalardan esinlenerek, “Sam amca uçar da, Ankaralı uçmaz mı?” dercesine birbiri ardına temalı oteller üretmeye başladılar. Hiç de iyi etmediler.
Amerika’dan Avrupa’ya ulaşım hayli meşakkatli olduğundan, Venedik benzeri bir otel, biraz da kumarhane sosuyla çölün ortasında ticari olarak tutmuş durumda. Ancak, bir Alman’ın Venedik’in aslına, daha kısa bir sürede, hem de daha ucuza ulaşma şansı varken, sahildeki taklidini görmek için Aksu’ya gelmek isteyebileceğini zor bir ihtimal olarak görüyorum.
Aynısı Kremlin Palace için de geçerli. Rusların, biraz da çekinerek dev duvarlarının yanında dolaştıkları, bir güvenlik ordusunun koruduğu Kremlin, soğan kubbeli Ortodoks kiliseleri, modası kısa sürede tükenmeden kime cazip gelecek kestiremiyorum.
İspanya’ya gidecek olsanız, kalacağınız otelin resepsiyonunun Sultanahmet camiine, yada Ortaköy çarşısına benzemesi, tercihinizi ne kadar etkilerdi? Resepsiyondan çıkıp odanıza vardığınızda konseptin odada pek süremediğini gördüğünüzde ne düşünürdünüz?
TOPKAPI PALACE’IN YERİ AYRI.. Adalet Kulesi, Yerebatan Sarayı, Aya İrini Kilisesi ile Topkapı Palace bence doğru seçilmiş bir konu. Çünkü, her ülkeye nasip olamayacak bir tarihi olan Anadolu’yu anlatıyor. Bu topraklarda yaşamış olan çeşitli medeniyetlerin eserlerinden oluşan mekanlarıyla, İstanbul’u görme arzusu da uyandırıyor. Güvercinsiz, gondolsuz Venedik ve Kızıl meydansız, Leninsiz Kremlin’e oranla çok daha inandırıcı duruyor.
Her şey dahil sürüsünden farklılaşma uğruna, elli milyon Eurolara varan maliyet farklarıyla otel yapmanın anlamını kavrayamıyorum. Onca tematik otel Ruslara güvenilerek yapılıyorsa eğer, onların aynı otele olan sadakatleri de hayli tartışılır.
Bir çoğu şimdiden mevcutları tüketti bile. Onlar şimdi, Garfield, Zagor, Dinozor konulu otelleri bekliyorlardır muhtemelen.
YA KONULU PARKLAR!?
Antalya, temalı parklarla hatırladığım kadarıyla su parkları ile birlikte tanıştı. Onu yunus şovları ve yeni açılan Miniatürk izledi. Ara sıra gündeme gelip kaybolan orijinal bir Disneyland, dev bir akvaryum, yada başarılı bir Mumya müzesi nasıl da yakışırdı kitle turizmine.
Bu projeler, otel yatırımcılarına doğrudan bir yarar sağlamasa da, bölgedeki cazibe merkezlerinin artması, Antalya’nın yüzlerce çekici rakibi arasından tercih edilme ihtimalini artırır.
Birlikte çalışılan tur operatörlerine danışılarak yapılan projeler, daha rahat pazarlanabilir. Odasından, havuzuna, bahçesinden, yemeğine kadar ortaya çıkacak otel, onu satacak, kullanacak kişilerin de görüşleri alınarak yapılırsa başarı ihtimali artar.
Tunç Müstecaplıoğlu 14.09.2004 |