Tunç Müstecaplıoğlu GirişYeni Üyelik
HİSSELİ TURİZM KUMPANYASI..
Tarih: 07.03.2005 - Yazar: Tunç Müstecaplıoğlu


Temmuz ayının ortasında bir otel genel müdürünün çıkıp, “yatırımcıyla görüş ayrılıklarımız var, bu tesise artık yararımın dokunacağına inanmıyorum” gibi sözlerle otelden ayrılması ne kadar abes ise, iki çok önemli fuar öncesinde bakanlığın bırakılması da o denli hatalı bir karardır.

Yok eğer yatırımcı genel müdürü istifaya zorlamış ise, o zamanda hata baskın taraftadır. Neler geçti aralarında bilmiyoruz. Ama sektör, yine turizm deneyimsiz bir bakanla başbaşa kaldı.

Mutfağa, yemek yeme dışında mutfakla pek alakası olmayan bir mutfak şefinin atandığını düşünün.

Şef aslında hukuk ve hitabet konularında becerikli, ama yemek pişirmesini bilmiyor. Ne kasabı tanır, ne de manavı. Pırasa ile kerevizi birbirinden zor ayırdediyor. Ona rağmen tüm mutfak kadrosu, servis çalışanları, kat hizmetleri görevlileri kendisine destek vererek mutfağın işleyişini, otelciliği anlatıyorlar.

Yeni şef, tam mutfağı öğrenmişken ne olduysa oluyor ve birden bu işi yapmayacağını söyleyip ayrılıyor. Patron hemen yeni bir şef atıyor. Bu şef de güvenlik ve misafir ilişkilerinde başarılı. Ama, o da yemek yapmayı bilmiyor. Ve bu ritüel her iki yılda bir başa geliyor. Takım arkadaşlarında destek verecek mecal kalır mı dersiniz?

HI HELMUT, HOW ARE YOU ?

Bir ülkenin turizm bakanı kesinlikle sektörün içinde yetişmiş uluslar arası saygınlığı olan bir kişi olmalıdır. Ülkeye turist gönderen tüm tur operatörleri, havayolu şirketleri, turizm çevresi tarafından bilinen, istikrarlı, en az iki dil bilen birisi olması, bence şarttır.

Bakan ve benzer becerilerle donatılmış ekibi, Türkiye’yi satan tüm tur operatörleriyle samimi olabilmeli, ortak başarılar için aynı sofrada kadeh tokuşturabilmelidir.
Turizmci başını çarpa çarpa, onca engele rağmen, ülkesini her yerde doğru temsil ediyor. Yazık, kaybolan, kaybolacak yıllara yazık..

DAVRAS’DA KAYAK MI, KAYMAYAK MI?

Tantur’un güzel bir organizasyonuyla, Isparta’nın popüler dağı Davras’a gittik geçen Pazar. Daha önceleri Davraz derken bir de gördük ki meğer Davras diye yazılıyormuş. Otobüste, Tantur’un başarılı kontrat müdürlerinden Melih Yetiş’le konuşa konuşa, rakı da içmememize rağmen, biraz TUI’yi biraz da memleketi kurtardık.

Giderken göl kenarında mola, işbilir transfer rehberi, otobüs ahalisi, sempatikti. Ama ana yemek, yani Davras’ın pistleri iyi değildi. Fazlasıyla kibarca oldu galiba. Doğruyu söylemek gerekirse, ben bundan daha kötü başka bir yerde kayak yapmadım.

“İtalya’dan sonra tabi ki çekilmez” falan demeyin. Uludağ, Kartalkaya, Palandöken, Sarıkamış, hatta Saklıkent bile bundan iyiydi. Otuz sene önce Istanbul’a yine çok kar yağmıştı. Bir gece arkadaşlarla birlikte ellerimize kayakları alıp, Feneryolu’na kadar yürümüş, oradan da Kalamış’a kadar hafif bir meyilden, park eden arabaların yanından geçerek, dört yüz metre kadar kaymıştık.

Mahallenin köpekleri de eğlence olsun diye bizi kovalamışlardı. Davras’dan daha kötü diye hatırladığım yegane pist Feneryolu yokuşuydu. Kar kalitesi, pistlerin güvenliği, telesiyejin hızı filan 1960’lı yılların Uludağ’ı gibiydi.

Pistin üst kısımları buzlu, alt tarafları ise irmik helvası kıvamındaydı. Kamikaze gibi kontrolsuzca kayanlar, üç yaşındaki plastik kızaklı çocukların yanıbaşından geçiyor ve onları hiç kimse uyarmıyordu. Bir de güzel otel yatırımı başlamış ki, sevinsem mi, üzülsem mi çıkaramadım..

TURİZM OKUMAK YA DA OKUMAMAK..

Geçtiğimiz günlerde Young Skal üyeleri Belek’de konuğumuz oldular. Bir çok konuda söyleştik. Bazılarını biraz karamsar buldum. Ama hepsi de pırıl pırıl gençlerdi. Geleceğimiz emin ellerde anlayacağınız. Orada bulunmayanlar için toplantıda söylediğim ve söylemeyi unuttuğum bazı bölümleri yazıyorum:

Herşey Dahil, iyi uygulanma niyeti var ise iyi bir sistemdir.
Türkiye, bu sistemle rakiplerine karşı avantaj sağlamıştır.
Turizm ve Otelcilik, benim gençliğimde eğitimde son durak diye bilinirdi ve pek saygın bir meslekten sayılmazdı.
Oysa şimdi hak ettiği yeri buldu ve el üstünde tutuluyor.
Kendimizi, ülkemizi beğenmeme abukluğundan hızla kurtulunmalı.
Biz, imrenilen, gıpta edilen değerlere sahibiz.
Tüm rakiplerimiz başarılarımızı endişeyle izliyor.
Bizi seçen misafirlerimizin kıymetini bilelim.
Hizmetten, hizmeti yıllarca sürdürebileceğinizden kuşku duyuyorsanız, hemen meslek değiştirin.
Yaptığınız işten önce kendiniz zevk almalısınız.
İstikbal bu sektördedir. (aşırı motive oldum sanırım, burada kesiyorum)

Tunç Müstecaplıoğlu
07.03.2005

 


Henüz yorum yapılmamış...

• Copyright 2008