Tunç Müstecaplıoğlu GirişYeni Üyelik
TURİZM ZİRVE YAPTI..
Tarih: 25.09.2005 - Yazar: Tunç Müstecaplıoğlu


Eylül ayının son günlerinde Belek’de, Rixos Premium otelinde güzel bir program vardı. Türkiye-Avrupa Turizm Zirvesi konmuştu adına. Birincisi olmasına rağmen hayli yoğun bir ilgi vardı.

Almanya, ABD, Malta, Belçika, Mısır, Avusturya ve Hollanda’dan yerli ve yabancı turizmciler gelmişlerdi. Hatta Singapur’dan gelen bankacıların bile ilgisini çekmişti bu başarılı organizasyon. Beş yüz kadar dinleyici, otuz dört konuşmacının, on üç farklı konuda söyleyeceklerini dinlemeye gelmişlerdi.

Dört farklı panelde, film fragmanı gibi ilginç konular kısa kısa işlendi. Her biri günlerce tartışılabilecek konular, kuş lokumu kıvamında ağızda hafif ama güzel bir tat bıraktı..

AĞIR TOPLAR DA VARDI

Almanya’da bile zor erişilen ünlü turizm şahsiyetleri, organizatörleri kırmayarak Antalya’ya geldiler. Alman Seyahat Acenteleri ve Tur Operatörleri başkanı Klaus Laepple bunlardan biriydi.

Almanya’nın yirmi bin seyahat acentesinin yaklaşık dokuz bin tanesini ve onların 1.2 milyar Euro cirosunu yöneten iki önemli küçük dev adam da Belek’deydi. Thomas Bösl ve Manuel Molina.

Öger’in ikinci kuşak yöneticisi Nina Öger de güzel bir konuşma yaptı. Biraz acelesi var gibi çok hızlı anlattı Almanca olarak. Simultane çevirmenlerin beyinleri neredeyse su kaynattı, çevirelim derken Nina hanımın hızlı ve mükemmel Almancasını.

Antalya valisi güzel sözler verdi yabancı misafirlerimize. Konuşmasının sonunda yine, artık hedefimizin uzaydan turist getirmek olduğunu söyledi. Alaaddin beyin bir bildiği var herhalde. Uzaydan tanıdığı tur operatörleri olmalı diye kuşkulanmaya başladım.

GÜNÜN YILDIZI MÜSTEŞARDI..

Yedi açılış konuşmacısının ardından son olarak sözü müsteşar Musatafa İsen aldı. Bilgisayarla sunum yapacağını görünce, “vay be adam iyi hazırlanmış galiba” diye heveslendik.

Ancak Mustafa bey, bizimle birlikte bilgi işlemcisinin hazırladığı sessiz sunumu izledi. İki konu anlatmaya niyetliydi ama tüm bilgisayarının içini döktü. Bir tek eşi dostuyla yazışması eksik kaldı. Nizamettin Şen ve Nina Öger, “ee bu kadarı da sıktı ama”yı kibarca belirttiler ama o bizi ve konuklarımızı uyutmaya kararlıydı. Onun adına sırtıma kadar terledim.

Umarım bir daha bakanlığını, hele hele yabancı konuklarımız önünde temsil etmeye gelmeden önce, yarım saat kadar bilgi işlemcisiyle oturur çalışır.



BİRBİRİMİZİ NE ÇOK ÖZLEMİŞİZ MEĞER..

Konukların çoğu, konuşmacıları dinlemek yerine koridorda söyleşip hasret gidermeyi tercih ettiler. Ya anlatılanlardan sıkıldılar ya da onların da bir şeyler anlatası vardı.

Hüseyin Baraner bana sunuculuk görevi verdiğinden, neredeyse hep içerideydim. Kaplıca konusunda ben de lobide olmak isterdim. Oldum olası sıcağı, sıcak suyu sevmemişimdir. İki ayrı konuşmacı konuştukça üstüme kaynar sular dökülüyor gibi oldum.

SLOTE UTILISATION

İkinci panelin konukları havacılık sektörü yöneticileriydi. İlginç bir sohbetti. Ancak beylerin ya Türkçeleri biraz zayıftı ya da çevirmenlere zahmet olmasın diye doğrudan İngilizcelerini söylemeyi tercih ediyorlardı.

İgnoration, genious, crisis dynamic, slote management, short term customer, head of marketing, act global-fact global, low cost airlines doğrudan İngilizce terimlerdi. Bir de, promote etmeli, push etmeli gibi ulusu meçhul cümleler de kurdular. Gerçekten etkilediler bizi canım. “Vay be, elalemin dilini şakır şakır konuşuyor adamlar” hissine kapılıyor insan. Önceleri yalnızca Türkçe anlatanlar da bir süre sonra, “benim neyim eksik ki” rüzgarıyla İngitürkçe konuşmaya başladılar.

ÖĞRENDİK BİR ŞEYLER TABİ Kİ..

Petrol fiyatının bir dolar artmasıyla Rusya’nın bir milyar dolar daha zenginleştiğini, nüfuslarının 2020’de 145 milyondan 120 milyona ineceğini öğrendik mesela. Rus pazarının önümüzdeki yıllarda Türkiye için öneminin çok daha artacağını da öğrendik.

Hollanda pazarında da bir yıldız gibi parladığımızı, üç yüz binlerden, bir milyon Türkiye ziyeretçisi rakamına ulaştığımızı ve tüm rakiplerimizi geride bıraktığımızı da öğrendik.

Turizm Yatırımcıları Derneği başkanı Oktay Varlıer nasıl da güzel özetledi günü. Kapanış konuşmacısı olduğundan, ne yazık ki elli kişi kalmıştı onun bu renkli yorumunu dinleyen. Eğer hep son konuşmacı olarak yorum yapacak olursa, artık çoğunluk 18.30’a doğru gelip Oktay beyden özeti dinleyip evine dönebilir.

Geçenlerde Selge antik kentine gitmiştim. İlk defa gördüğüm bu görkemli antik şehir, restorasyon kapsamında olmadığından tipik bir harabe görünümündeydi. Zaten eskiden bizde tarihi eserlerin adına harabe denirdi. Harap olmuş yani.

İşte bu hazinenin yanında yer alan köy ise orta çağı yaşıyor hala. Beşkonak kanyonu ve Selge antik kentinin yanı başında, ama bu zenginliklerin değerinin farkına varamadan yaşlanıp gidiyorlar. Bildikleri iş hayvancılık, biraz da tarım.

Belek ve Kadriye belde başkanları, üç bin kilometre öteden bize katkıda bulunmak için gelen bu önemli konukları dinlemeye gelmeyince şaşırdım. Bir kilometre mesafedeki bu önemli buluşmaya, toplantı salonuyla alakasız çelenk göndermekle yetinmişler sadece.


HÜSEYİN BARANER..
Ahmet Barut, Kemal Özgen ve daha bir çok isimsiz kahramanın emeği geçmiştir bu organizasyona eminim. Ancak bu zirve, Hüseyin Baraner’in çevresini bizlerle paylaşma isteğinden kaynaklandı. Yirmi bir yıllık arkadaşım Baraner, hiperaktif ve hırslı bir insandır. Hırsını, heyecanını kısa sürede karşısındakine de bulaştırır.

İki dakika aynı yerde oturmaya zor tahammül eder. Hızlı hızlı konuşur, yavaş konuşanı dinlemez, konuşanın lafını böler, sıkıldığını hemen belli eder. O nedenle, seveni kadar sevmeyeni de vardır. Bu toplantıyı haber verdiğim bir arkadaşım, “Hüseyin sever böyle işleri” diyerek hafiften organizasyonu küçümser havada konuşmuştu.

Bedri Baykam bir gün kendisini eleştirenlere şöyle demişti: “Diledikleri gibi eleştirebilirler. Ancak onların eleştirdikleri tabloyu ben çoktan bitirdim, hatta yenisine başladım.”

Her zaman Avrupa’nın farklı kentlerinde kurulan bu değerli Turizm Sirk Çadırı’nı bu kez Antalya’ya kurduğu için Hüseyin Baraner’e teşekkür borçluyuz..

Tunç Müstecaplıoğlu
25.09.2005

 


Henüz yorum yapılmamış...

• Copyright 2008