Bundan altı yıl önce bir Covid belası ile boğuşmuştuk.
Sadece Çin’in başına bela olacağını sandığımız hiç tanımadığımız bir virüs, kısa sürede İtalya’ya da bulaşınca, Ummanlı yetkililerden hızla değişen talimatlar almaya başlamıştık:
“Milano’dan gelen uçaklar artık Salalah’a inemezler, artık İtalyan istemiyoruz Umman’da, havuzlarınızı kapatın, restoranlarınızı da”, derken neredeyse mevcut misafirlerimizi kovarcasına ülkelerine geri yolladık.
Hem de tüm otellerimiz doluyken.
Kısa bir sürede biz bize kalmıştık.
İki erkek bir araya gelince konu er ya da geç siyaset, futbol ya da güzel kadınlara gelir.
İki Antalyalı bir araya gelince de söz öyle ya da böyle bir süre sonra turizme gelecektir.
Turizm sadece otelci ve acentecileri değil, neredeyse elli farklı sektörü de iyi ya da kötü olarak etkiliyor.
Antalya’ya başta Rusya ve Almanya’dan olmak üzere, 200’e yakın farklı dünya ülkesinden turist geliyor.
Kızım Su ile 11 yıl önce başladığımız bir baba-kız geleneğimiz var. Her yıl baş başa tatile çıkıyoruz. Bu kez sırada Artvin vardı..
Dünya gündeminin yine canı sıkıldı, kendisini bir süreliğine oyalayacağı bir savaşı çıkardı.
Demişlerdi, ama Fidel’e yetişemedik.
Küba’nın kahramanı Fidel Castro’nun (1926-2016) vefatından ancak dokuz sene sonra görebildik bu özel ülkeyi.
Eşimle ikimiz, 2012-2015 yılları arasında yaşadığımız Mısır’ı bir hayli özlemişiz.
O nedenle de Haziran ayında, bir haftalık tatilimizi Hurgada’da değerlendirmeye karar verdik.
Kızım Su ile bir süredir her yıl, baba-kız başbaşa, ikimizin de daha önce görmediği bir ülkede tatil yapıyoruz.
Covid döneminde bu gezilere mecburen ara vermiştik.
Pandemi sonrası kaldığımız yerden devam ediyoruz.
Günümüze kadar bir çok iktidarın turizmin gelişimine şöyle ya da böyle bir miktar katkıları olmuştur.
Tabii ki başarıdaki aslan payı turizm sektörü yatırımcıları ve çalışanlarınındır.
Öyle güzel bir ülke ki Türkiye, onca hatalı politikalara, krizlere rağmen Dünya Turizmi’nde 4. sıraya oturduk.