Tunç Müstecaplıoğlu
  • ANA SAYFA
  • TUNÇ M.
  • YAZILARI
  • KİTAPLARI
  • FOTOĞRAF ALBÜMÜ
  • VİDEOLAR
  • İLETİŞİM
  • ANA SAYFA
  • TUNÇ M.
  • YAZILARI
  • KİTAPLARI
    • Bana Otelini Göster Sana Kim Olduğunu Söyleyeyim
    • Yaşam boyu tavsiyeler
    • Lifelong advice from a hotelier
    • Turizm yazıyoruz da ne oluyor yani?
    • Alanya'da onaltı yıl...
  • FOTOĞRAF ALBÜMÜ
  • VİDEOLAR
  • İLETİŞİM

Alanya'da onaltı yıl...

 Kitap

Aslında benim yazma öyküm, Mehmet Ali Dim'in 1991 yılında ʺşu Triatlonu yazsana" demesiyle başladı. O ana kadar birkaç eş, dost ve sevgiliye mektup yazma dışında edebiyatla alakası olmayan benim gibi birisi için, zor bir görevdi bu.

Alanya'da onaltı yıl Kısa süreli yapay bir naz döneminden sonra belki bir daha yazmamı istemez diye beynimdeki tüm önerileri sıralamış; hayli heyecanlı ve uzun bir yazı yazmıştım. Heyecanlı diyorum, çünkü, şimdi ne yazık ki hiçbir organizasyon için 1991 yılındaki gibi heyecanlanmıyorum.

O yazımda bir tek, "Alanya'ya uzay üssü kuralım(!)" demediğim kalmış. Yazılarım tarih sırasına göre dizildiğinden bahsettiğim bu yazı, ilk yazı olarak karşınıza çıkacak. Uzun ve sıkıcı bulursanız hemen kitabı bırakmayın, ileriki sayfalarda daha sıkıcılarını bulacaksınız.

"Yazar" terimi hep rahmetli akrabam Müjdat enişteyi çağrıştırmıştır. Kandıra'da, kimin okuduğu belirsiz bir yerel gazeteye kırk yılın başında yazılar yazan eniştemiz, apayrı bir mesleği olmasına rağmen kartvizitine şöyle yazdırmıştı;

Müjdat Tolan
YAZAR

Işte bu gururu ben de yaşayayım diye, zaman zaman yazdım. Birde ne göreyim; bir kitabı doluduracak kadar çoğalmışlar. Sonra, İngiltere'de bazı seyislerin bile, yetiştirdikleri atların yaşam öykülerini kitap haline getirdiklerini öğrendim. Benim gibi amatör bir kasaba yazarı olan, dostum Feyzi Açıkalın'ın yazılarını bir kitapta toplaması, cesaretimi iyice arttırdı.

Kaz uçar da, Laz niye uçmasın psikolojisiyle kitap işine giriştim. “Nasıl olsa bu kitabı kimse para vererek almaz...!” düşüncesiyle de kitabımın imza gününe gelenlere bağış karşılığında sunmaya karar verdim.

Çünkü, çok çok yönlü arkadaşım Metin Erdem gibi, “bizde teklif yok ısrar var” sistemiyle kitap satışı, her yiğidin harcı değildir.

Kitaba bağışlayacağınızı umduğum paralarınızı Alanya Tanıtım Vakfı'na vermeye karar verdim. Onlar da bu paralarla fuarlarda dağıtılmak üzere; lokum, nazar boncuğu, haydarili ekmek alarak; modern tanıtım çalışmalarını sürdürecekler sanırım.

Kitap kapağında benim eski fotoğraflarımın kullanılma parlak fikri, dayım Aydın Kunt' a aittir. Ben, bir karikatür ya da resim yapar umuduyla, dokuz ay kadar önce, kendisinden bir ricada bulunmuştum. O, işi biraz şişirdi ve benim eski suretlerimi birbirine yapıştırdı. Oldu sana kolaj çalışması.

Neyse ki fotoğrafları seçme şansım olduğundan iyilerini, olmuşlarını seçtim haliyle. Beni görünce, “ Aaa! Adam ne hale gelmiş..! gibi düşünürseniz, yüzüme karşı söylememenizi önemle rica edeceğim.

Gönül Gökçen, tüm yazılarımı usanmadan bir kez daha yazdı. Mehmet Tolunay Akıncı düzeltmeleri yaptı, tornadan geçirdi. Murat Tunalı ise son kez okudu, yorumladı.

Hepsine buradan bir kez daha teşekkür ediyorum.

Artık size de, alt tarafı bir tek okuması kaldı. Haydi, bir başlayın bakalım 150-200 sayfa dediğiniz nedir ki, göz açıp kapayıncaya kadar biter.

NOT: Kitabın tüm geliri Alanya Tanıtım Vakfı'na bağışlanmıştır.

Tunç Müstecaplıoğlu
Ekim 2000

  • © 2026 Tunç Müstecaplıoğlu