Antalya deyince aklıma gelen en önemli isimlerden biri de Hüseyin beydir.
Kendisi, deneyimlerini ve Antalya’nın gelişimini sadece yakınlarıyla paylaşmakla kalmamış.
Hüseyin Çimrin (1946), aynı zamanda bunları 18 kitapta belgelemiş olan önemli bir turizm düşünürü.
Doğup büyüdüğüm İstanbul’un kaotik ve gergin halinden sıkça şikayet etsem de, neredeyse her köşesinde bir anım olduğu için, her yıl kendimi orada buluyorum.
"Her koyun kendi bacağından asılır" özdeyişini bir miktar vahşi bulsam da bir hayli gerçeklik payı vardır. Evet, kendi kordonlarını kendileri kesmeli tüm bölgeler. O nedenle de, bölgesel turizm derneklerinin önemi, değeri bir kere daha anlaşılıyor.
Antalya’da nasıl da rahatça şımarırdık öyle.
Aman şu altı numaralı kort da çok güneşli, hem kimse seyredemiyor orada yeteneklerimi, ille de dört numaralı kortu isterim.
Acaba bugün Hillside’da mı oynasam, yoksa Dedeman’da mı?
Bizim şu acayip heykel alerjimiz nereden gelir bir bileniniz var mı?
Yoksa, bu işin kökeni heykeli putla karıştırmaya kadar gider mi acaba?
Antalya tenisinin anası, bundan 25 yıl önce kurulan ATİK’tir (Antalya Tenis İhtisas ve Spor kulübü). Otel bahçelerine kurulan tenis kortları, birçok yeni tenisçi yetişmesine çok ciddi katkılarda bulunurlar.
Altın Portakal Film Festivali rüzgar gibi geçti.
Ünlü sanatçılar, Antalya’ya kuyruklu yıldız gibi gelip gittiler.
Açılış gecesine katıldım.
Bir polis memuru böyle sormuş İlhan Selçuk’a.
83 yaşı da basında sıkça vurgulanmış.
Yirmi iki yıl önce, yani 1986 yılında tanıştığımızda demek ki 61 yaşındaymış İlhan Selçuk.