Tunç Müstecaplıoğlu
  • ANA SAYFA
  • TUNÇ M.
  • YAZILARI
  • KİTAPLARI
  • FOTOĞRAF ALBÜMÜ
  • VİDEOLAR
  • İLETİŞİM
  • ANA SAYFA
  • TUNÇ M.
  • YAZILARI
    • HOŞGELDİN VİRÜSSÜZ COVİD DÖNEMİ
    • 2026 Sprint Triatlon Yarışı
    • N’olacak şimdi bu turizmin hâli
    • PADEL TENİSİ SOLLAYACAK
    • IN THE YEAR 2065
    • ANTALYA TURİZMİ VE HÜSEYİN ÇİMRİN
    • BEN OLMASAM BUNLAR NE YAPARLAR ACABA
    • Artvin Bir Yana Karadeniz Bir Yana
    • Ah İstanbul İstanbul
    • BİZ SANA DOYAMADIK BE DÜNYA…
    • Çok erken gittin be Fehmi
    • Güneşime gölge etme...
    • Küba Mutlaka Castro Ölmeden Görülmeli
    • Misafirlerimize Kendilerini Nasıl Daha Özel Hissettirebiliriz?
    • Mısır'ı nasıl da özlemişim
    • Neden Antalya’ya geliyorlar?
    • PİLAV ÜSTÜ TURİZM GÜNDEMİ
    • Savaşsak Mı Yoksa Savaşmasak Mı
    • SİZE BİRAZ RUANDA’YI ANLATAYIM MI?
    • Söyleşi & İmza Gününden...
    • Söyleşi & İmza Günü
    • TÜRKİYE’DEKİ DENEYİMİNİ YURTDIŞINA TAŞIDI
    • Bana Otelini Göster Sana Kim Olduğunu Söyleyeyim
    • BİR KİTAP DAHA YUMURTLADIM…
    • BİZ SANA DOYAMADIK BE DÜNYA…
    • DEVELERİ BİR EVCİL HAYVAN GİBİ SEVECEĞİM HİÇ AKLIMA GELMEZDİ
    • FİLLER DİYARI BOTSVANA
    • PİLAV ÜSTÜ TURİZM GÜNDEMİ
    • SİZE BİRAZ RUANDA’YI ANLATAYIM MI?
    • HASTANE Mİ İŞLETİYORUZ YOKSA BİR OTEL Mİ?
    • AMERİKA'YI NASIL BİLİRSİNİZ?
    • MASKELİ BALO
    • BANA SADRAZAMINI SÖYLE..
    • OSMANLININ KARANLIK YÜZÜ
    • DUBAİ DUBAİ DİYORLAR DA..
    • JOSEF FRITZL'I TANIR MISINIZ?
    • NASIL ÖLMEK İSTERDİNİZ
    • UMMAN DA CORONA'DAN ETKİLENDİ
    • ORASCOM HOTELS-UMMAN, LİBERTY HOTELS LYKİA EL ELE
    • NEPAL, NE DE GÖRKEMLİ BİR ÜLKEYMİŞSİN SEN BÖYLE..
    • AUSCHWİTZ-BİRKENAU TOPLAMA KAMPLARI
    • BOĞAZDA YÜZMEK
    • GM RÖPORTAJ 07.2019
    • BANA EĞLENCE PROGRAMINI SÖYLE SANA..
    • TÜRKİYE NASIL DAHA İYİ TANITILIR
    • BİR KASIRGA GEÇTİ ÜSTÜMÜZDEN
    • DAHA NELER GELECEK BAŞIMIZA BAKALIM
    • MADAGASKAR'I TANIR MISINIZ?
    • KİBAR İNSANLAR DİYARI JAPONYA
    • OKTOBERFEST KADAR PAMUK DÜSSÜN KAFANIZA
    • BU DETOKS DA NE YA?
    • BİR MODALI ÖLDÜ DİYELER
    • ÜSTÜME GELMEYİN DİYETTEYİM..
    • TURİZM YAŞAMIN TA KENDİSİDİR
    • TENİS ANA KARNINDA ÖĞRENİLEBİLİR Mİ?
    • ANTALYA'DA TURİZMİN VE ÇELEBİ'NİN GELİŞİMİ
    • TENİS ÜZERİNE AFORİZMALAR
    • BİR ACAYİP BAYRAM BU BAYRAM
    • MODA YOLUNDA
    • BEN NE Mİ ANLADIM ŞİMDİ ŞU NEWYORK’TAN
    • PLAJDA TENİS Mİ?
    • İSTANBUL’DA TENİS OYNAMAK MI DEDİNİZ
    • YIKIN HEYKELLERİMİ..
    • BABAMDAN NELER ÖĞRENDİM..
    • SPOR SALONUNA GİDER MİSİNİZ
    • INCREDIBLE INDIA
    • NEE KAMBOÇYA’DA MISIN, ORASI DA NEREDEYDİ?
    • OLSAK OLSAK DA, NASIL BİR TAKIM OLSAK..
    • BEN NELERE GÜLERİM BİLİYOR MUSUNUZ?
    • GÖZYAŞLARI VE YAĞMUR..
    • SEVGİLİ K. ATATÜRK
    • VEDA MI DEDİNİZ?
    • SAVAŞ MANÇO İLE ÜÇ GÜN
    • VOLEYBOLDA BUNLARI BİLİYOR MUYDUNUZ?
    • TENİSÇİNİN TENİSÇİDEN BAŞKA DOSTU YOKTUR...
    • DON JUAN MISINIZ YOKSA KAZANOVA MI?
    • NASIL BİR DUYGUDUR BABA OLMAK ?
    • TENİSTE BUNLARI BİLİYOR MUYDUNUZ ?
    • UFUK PARLAKDAĞ DA GÖZALTINA ALINDI..
    • BURSA SADECE ULUDAĞ DEMEK DEĞİLDİR..
    • PHOENIX ARTIK HAVALANMAYA HAZIR..
    • ANTALYA’DA TENİS VE ATİK..
    • SEN ADAM OLMAZSIN BE ULUDAĞ..
    • DOKTOR DOKTOR BAKSANA..
    • AZİZİM VALENTİN’İM..
    • NASIL DİNLENİR ŞU KLASİK MÜZİK..
    • BİTTİN SEN ARTIK CAN DÜNDAR..
    • PORTAKALI SOYDUM PİYANOMA KOYDUM..
    • ÇARŞAMBAYI PAZAR ALDI..
    • BODRUM BODRUM..
    • ANNE, BU ZIPLAYAN SARI ŞEY DE NE?
    • DANS EDER MİSİNİZ ?
    • ŞU SOKAKLARI BİKİNİLİ KIZLARLA DONATMALI MI DONATMAMALI MI..
    • ANTALYA’NIN DA BİR HYDE PARK’I VAR..
    • NURTOPU GİBİ BİR ASPENDOS’UMUZ DAHA OLDU..
    • GÜLÜMSER MİSİNİZ ?..
    • YAR BİZE DE BİR OLİMPİYAT..
    • PEHLİVAN PEHLİVAN..
    • BÜTÜN KONSERLERİNİ GEZDİM ANTALYA’NIN
    • KÖPÜK PARTİSİ'NDE İNSAN DA MI ÖLÜRMÜŞ..
    • MAMMA MIA GELDİ HOŞGELDİ..
    • AURA’YA GÜLŞEN GELDİ DEDİLER..
    • TARLADA SU KAYAĞI OLUR MU ?
    • HAYDİ BİRAZ DAHA FUTBOL..
    • CAN DÜNDAR MİLLİ TAKIM TEKNİK DİREKTÖRÜ OLSUN..
    • SİGARA İÇMEK YA DA İÇMEMEK..
    • ELİSABETH HURLEY'İ NEDEN REDDETTİM..
    • SEN NEYMİŞSİN BE KUDÜS...
    • SİZE İLHAN ABİ DİYEBİLİR MİYİM?
    • AYSEL GÜREL
    • NEREDEN NEREYE..
    • NEREYE GİTTİN BE KEMAL..
    • KONSTANTİNİYYE’DE MAHKEMEYE ÇIKTIM..
    • MAHMUTLARI GÖRMEDEN ÖLMEMELİ
    • KESTANEYİ ÇİZDİRMEYE AZ KALDI..
    • SANTİAGO-DİNK
    • BEYOĞLU’NDA GEZERİM ÇEVREMİ DE SÜZERİM..
    • SADDAM'IN İDAMININ HATIRLATTIKLARI..
    • MAGANDAM MISIN BENİM ?
    • TURİZMCİ SANATTAN NE KADAR ANLAR ?
    • TAYLAND’I GÖRMEK LAZIMMIŞ..
    • BİZ RUSLARI NİYE SEVDİK
    • BÖYLE BİR COĞRAFYADA UZUN VADELİ TURİZM OLUR MU ?
    • ENİŞTEM BENİ NİYE ÖPTÜ ?
    • NERDESİN IRIS ?
    • ANTALYA’YA CEYLAN İNDİ..
    • MAGRİPLİ ASLINDA FASLI DEMEKTİR..
    • AVUSTURYA SİHİR VE FLÜT DEMEKTİR..
    • GEEEL, TAZE TATİL BİLGİLERİ BUNLAR..
    • DÜŞTÜK YOLLARA MEMLEKETİ TANITIYORUZ..
    • MERHABA ARIKAN BEY..
    • VAY BE 15 YIL MI GEÇMİŞ ?
    • AVRASYA AVRASYA BİZİ ŞAŞIRTMA..
    • LA SUISSE 12 POINTS..
    • TURİZM ZİRVE YAPTI..
    • DIŞIMIZDAKİ İRLANDALILAR..
    • SİZE BİRAZ NORVEÇ’İ ANLATAYIM MI ?
    • SİZCE ALANYA MI ŞANSSIZ, YOKSA YÖNETİCİLERİ Mİ BECERİKSİZ ?..
    • KAN VE TURİZM..
    • TENİS'İN MEKKE'Sİ WIMBLEDON..
    • HAYDİ ARTIK SAHNEYE..
    • KUDÜS YOLCULARIYLA BİR KAÇ GÜN..
    • RUS GELİNCE AŞKA, RUSUN AŞKI BAŞKA..
    • HİSSELİ TURİZM KUMPANYASI..
    • VENİ VİDİ DOLOMİTİ..
    • BİZİ NİYE İSTEMİYON EVROPA ?
    • ANTALYA’DA KIŞ NASIL GEÇER ?..
    • ORDAN TURİST GÖNDER, KALİTELİSİNDEN OLSUN..
    • VAR MI OTELİNİZİN BİR TEMASI ?
    • HAYDİ MAYORKA’YA BİR-İKİ, KALKIYOOR..
    • PATRONLARI KİM EĞİTECEK?
    • BELEK’DE TURİZM DAHA MI İYİ YAPILIYOR ?
    • TANITIM SAVAŞLARI
    • YATSI EZANI ÜSTÜ VİYOLONSEL
    • İSTANBUL WONDERFUL...
    • HOROZUN KAÇTI TUNÇ...
    • TUİ NİYE ANTALYA'YA ÇIKARMA YAPTI ?
    • SİZ HİÇ KİRİL ALFABESİ GÖRDÜNÜZMÜ?
    • BERLİN HALA TURİZMİN BORSASI MI?
    • SHARM EL SHEIKH’İ BİR DE DALAMAYANDAN DİNLER MİSİNİZ ?
    • MISIR’I NASIL BİLİRSİNİZ ?
    • HER ŞEY YİNE GÜZEL OLACAK...
    • NERDEN BAŞLASAM...
    • BANA BİR MASAL ANLATSANA..
    • GİRİT’E HOŞGELDİNİZ
    • BİZ ASLINDA KİMLERDENİZ ?
    • SİZCE ALANYA İYİ TANITILIYOR MU?
    • YABANINDAN DOMUZ SAR USTA...!
    • MEMLEKETTEN İNSAN DİYALOGLARI
    • SAYMADIM KAÇ BAKAN OLDU
    • ORDU LİGHT
    • ALACAKARANLIK KUŞAĞI
    • ALANYA NASIL KURTULUR
    • FUARA KİM, NİYE GİDER?
    • FUARINIZI NASIL ALIRDINIZ ?
    • FLYING DUTCHMAN YİNE GELİYOR
    • EY TELEVİZYON!... ARTIK SANA TESLİMİZ
    • ENDÜLÜS’DE RAKS
    • TURİZMDE ŞİMDİLİK HERŞEY YOLUNDA!..
    • RUSLAR HARİKALAR DİYARINDA..
    • ALAİYE’Yİ DAĞ BİSİKLETLERİ FETHETTİ...
    • BENİ DE TÜRK DOKTORLARINA EMANET EDİN...
    • TO WILLIAM OR NOT TO SHAKESPEARE
    • PAZAR SABAHLARI NASIL UYANMAK İSTERSİNİZ ?
    • ŞU GEMİDE AH BEN DE OLSAYDIM..
    • BEN HALA KORKUYORUM
    • ÇİN’DEN BİLE TURİST GETİRİRİZ EVELALLAH!..
    • DOBRA PAJALOVAT...
    • NE MUTLU TURİSTİM VAR DİYENE..
    • UYANIN VE KENDİNİZE GELİN!..
    • GÜLE GÜLE BARIŞ MANÇO...
    • İSVEÇ’TE BİR KÜRT’LE TANIŞTIM..
    • SAYIN ŞANSAL BÜYÜKA..
    • KASTÜŞKA HASTANESİ
    • N’OLACAK ŞİMDİ BU RUSYA’NIN HALİ ?
    • SİDE’Yİ GÖR, ALANYAYI ÖP BAŞINA KOY!..
    • ALANYA 2025
    • ASLINDA HERŞEY YOLUNDA
    • BELKIS HABERLER'İNDE MOZART'IN RUHUNU ŞAD ETTİK...
    • YİNE Mİ PATLATAMAYACAĞIZ ŞU TURİZMİ..
    • İMDAT!.. DAMLATAŞ’TA TİMSAHLAR VAR..
    • İÇİNDEN TRAMVAY GEÇEN İSTANBUL..
    • İSTANBUL'DA ÖLMEK DE ZOR
    • ŞU KAYAK SPORUNU NE YAPSAK DA PATLATSAK..
    • AIDS ALANYA’DA
    • SEN NEYMİŞSİN BE MENDEBUR SİGARA...
    • ALANYA HALA GÜZEL DERSEM, İNANIR MISINIZ?
    • ANDREAS'A ALANYA’DAN MEKTUP VAR
    • FAYTON TEHLİKESİ
    • GELİYOR DÜĞÜN ALAYI, TIKAYIN KULAKLARI..
    • LET’S TALK ABOUT ALANYASPOR
    • BOĞA GÜREŞİ
    • DENİZ BAYRAMI MEĞER NE HOŞMUŞ..
  • KİTAPLARI
  • FOTOĞRAF ALBÜMÜ
  • VİDEOLAR
  • İLETİŞİM

BEYOĞLU’NDA GEZERİM ÇEVREMİ DE SÜZERİM..

12.01.2007  — 
 Beyoğlu, İstanbul

Şu mendebur cadde ne yapıyor da beni kendine çekiyor anlamıyorum.
Pisliğinden, kalabalığından, güvensiz olmasından ne kadar şikayet etsem de, her Istanbul’a gidişimde sanki beni bir mıknatıs çekmiş gibi kendimi orada buluyorum.

Bu kez güvenliğim tam, çünkü yanımda kızım var.

Her köşesini karış karış biliyor.

Bazı arkadaşlarının aileleri Beyoğlu’na gitmelerine izin vermiyorlar.

Oysa Su’nun okulu Beyoğlu’nda.

Benim endişelenmemi de anlamsız buluyor ve bana orada dolaşma yöntemlerini öğretiyor.

“çok gerekli olmadıkça cep telefonunu ortalarda gösterme, çantanı sıkı tut, çevrene dikkatli bak..”

Talimatları keskin, ama kendisi de uyguluyor.

O, bugün yine benim fotoğrafçım.

“Şunun resmini çeker misin deyince” hemen düzeltiyor.

“Baba bu fırça değil ki resim yapalım, ben fotoğraf çekiyorum”

Evvelden ben de anneannemle bazen böyle dalga geçerdim.

Beyoğlu, nam-ı diğer Pera yıllardır her türden insanı kucaklamış.

Bir zamanlar, insanların bir davete gider gibi giyinip süslenerek gittikleri o gizemli Beyoğlu.

Artık böyle zorunluluklar yok haliyle.

Moda deyimle “kimse kendini kasmıyo” oraya giderken.

Adeta bir Istanbul mozaiği.

Tünel’den yürümeye başlıyoruz.

Hani şu her yanı müzik aletleri satan dükkanlarla dolu olan Tünel.

Diyenlerin yalancısıyım, bizim Tünel Avrupa’nın ilk ve en kısa metrosu imiş.

Galatalı bankerler, Pera’daki evlerine ulaşmak için yaptırmışlar onu.

Tünel’in ara sokakları Prag ara sokakları gibi keyifli.

Dükkan isimleri burada da Türkçeyi unutmuşlar.

Kırk yıllık darbuka-tef satan dükkanın adı “Percussion” oluvermiş.

Canım darbukanın ritim saza evrimleşmesi gibi.

Nakliyeciler ne zaman Logistics oldular onu da hatırlamıyorum.

Ünlü Beytem Han, han olmaktan sıkılmış olmalı.

Çünkü artık Beytem Plaza diye yazıyor kapısında.

Dienarstor (D&R) adının bu kadar tutacağını ne Doğan'ın ne de Raks'ın patronları tahmin edememiştir.

Uzun süreli bir uykuya yatan tarihi Markiz pastanesi yeniden yaşama döndürüldü.

Renkli bezeleriyle selamlıyor şık misafirlerini.

Dekorasyonunu hiç değiştirmeden para kazanmayı sürdüren meşhur profiterolcu İnci gibi bir pastane, az vardır dünyada herhalde.

Pastanelerden söz açılmışken, İstanbul Belediye Başkanı Kadir Topbaş'ın sahibi olduğu 57 yıllık muhallebici Saray'ı da unutmamak gerek.

BİR BAŞKADIR BENİM BÜYÜLÜ İSTİKLAL CADDEM

Korkutarak, kendine acındırarak ya da iğrendirerek dilenenler yok gibi.

Artık Avrupa sokaklarındaki gibi, çalınan bir şarkının ardından kibarca şapka gezdiriliyor Beyoğlu’nda.

Hollanda Konsolosluğu’nun eli ayağı yöneticisi, yontma taş devrinden arkadaşım Beliz Üke, mart ayında gelecek kraliçe Beatrix için bahçe içindeki mini sarayı ve kraliçenin gezi rotasını planlıyor.

Bir müzik evinden Portekizce ezgiler tınlıyor kulaklarıma.

Hemen yanı başında beyaz paltolu saksafoncular var.

Onların karşılarında da Che Guevara tişörtlü kemençeci sanatını icra ediyor.

Çöpleri eşeleyen adamın bunları fark ettiğini hiç sanmıyorum.

Bir kitapevi, vitrinine sabahlıklı bir kadın yerleştirmiş.

Kadın ayaklarını uzatmış, hem sigara içiyor hem de kitap okuyor.

Bir diğer vitrinde gözleme açan teyzeler var.

Vitrinde insan kullanmak çok tutmuş.

Vitrinindeki rahat koltuklara oturularak kahve içilen, Amerika'nın Kurukahveci Starbucks Efendi'si en güzellerinden.

Karşılıklı bir görüntü alışverişi oluyor haliyle.

Gelen geçenler vitrinde kahve içenleri dikizlerken, kahve içenler de caddenin hareketliliğinden yararlanıyorlar.

Tertemiz beyaz önlüklü seyyar içli köfteci, yanından sevgilisiyle sarmaş dolaş geçen kıza merakla bakıyor.

Bakılmayacak gibi değil ki.

Dar blucininin üzerinde siyah başörtüsü, elindeki sigara ve burnundaki hızma ile bu genç kız, adeta bir tezatlar abidesi.

Galatasaray Lisesi’nin önünde artık “Cumartesi Anneleri” oturmuyor.

Ya çocuklarına kavuştular ya da umutlarını yitirdiler.

Bu kez bir başka protesto gösterisi var.

Onların karşılarında da sert bakışlı polisler.

Hapishanelerdeki tecrite karşı olduklarını haykırıyor gençler.

Onlardan biraz ileride, Türkiye Komünist Partisi'nin çıkardığı gazeteyi teatral bir biçimde, her bir haberi yüksek sesle haykırarak satmaya çalışan akranları şöyle sesleniyor:

"Bu ülkede açlığa, yoksulluğa karşı mücadele eden bir parti var."

O sırada leziz Ayvalık Tostçusu’nda kıvırcık peruğu ile bir travesti yemek yiyor.

KALDIRIMLARINA ARABA PARK EDİLMESİNE ALIŞMIŞ BİR IRKIN AHFADIYIZ

Hani bu caddeden sadece çın çın öten tramvay geçecekti.

Polis, zabıta, çöp kamyonları ve ne idüğü belirsiz bir sürü başka araç trafiği var her an.

Hatta bazıları park edip gitmişler bile.

Çiçek pasajı yanıp yeniden yapıldıktan sonra hiç eskisi gibi olmadı.

Bir tür resmi gazete donukluğunda.

Oysa yanı başındaki Sahne sokağı eski ruhunu koruyor.

Kokoreççiler, balıkçılar aynı eski yıllardaki kıvamında.

101 yaşındaki Saint Antoine kilisesi nasıl da görkemli.

Biraz ileride, kilisenin yaşça hayli büyük ruhani rakibi 410 yaşındaki Hüseyin Ağa camii çıkıyor karşımıza.

Bahçesinde, uzun tespihler satan çember sakallı mümin bir tezgahtarı da var.

Caminin tam karşısında ise bir Tattoo dükkanı.

Adı da (kendi de) Dandik..

Bu kontrast görüntüler olsa olsa Hindistan’da falan olur gibime geliyor.

Cami duvarının hemen altına oturmuş beş evsiz söyleşiyorlardı.

Biraz kulak konukları oldum.

Mini transistorlu radyosunu kulaklıkla dinleyen çakır keyif evsiz, çocukluğunda yaşadığı taammüden cinayet girişimlerini önemsizmiş gibi anlatıyor:

“Rahmetli abim, bir gün beni yastıkla boğmaya çalışırken annem benim uzun süre sessiz kalmamdan şüphelenerek salona gelince beni mosmor bulmuş. Abimin suratına bi gömmüş. Sonra bir gün yine yolda giderken abim birden benim bebek arabamı yokuş aşağıya bırakmış. Yine annem koşarak durdurmuş. İyi adamdı rahmetli, ama beni niye öldürmek istediğini hiç anlayamadım. Annem hem doğurmuş hem de iki kez hayatımı kurtarmış benim.”

Alüminyum folyonun içindeki soğumuş pilavını, plastik su şişesinin içindeki rakısına katık eden bir diğer evsiz, anlatılanları dinlerken toprağı bol olsun abiyi eleştirir gibi başını iki yana salladı.

Yaşama tutunamamış ama birbirlerine tutunmuşlardı bence..

Onların hemen bitişiğinde, renkli ayakkabı bağları satan seyyar, evsizleri küçümser bir edayla, sanki Eczacıbaşı’nın CEO’suymuş da bir yarışma programı dolayısıyla geçici olarak orada bulunuyormuş gibi dinliyor onları.

SİNEMALARI, RESTORANLARI, DÜKKANLARI İLE BİR BAŞKA ALEMDİR BEYOĞLU

İnsan tünelinin içinde ilerliyoruz.

Antalya’ya hiç gelmeyen film afişlerine bakıyorum imrenerek.

Alkazar sinemasının kapısında orta okuldan arkadaşım Sacit ve karısıyla karşılaştım.

Koreli yönetmen Kim Ki-Duk'un 13. filmi olan Zaman'a gelmişler.

Oysa onca sinema sevgime rağmen benim, Kim beyin kim olduğundan hiç haberim yokmuş meğerse.

112 yaşındaki Rebul eczanesinin ikinci kuşak sahibesinden doğum tarihlerini öğrendikten sonra, daha nice sağlıklı yıllar dileyerek ayrılıyorum.

Badem ezmelerinin doyumsuz lezzeti ile tanınan Ali Muhiddin Hacı Bekir ise daha da eski.

Tam 230 yaşında.

Fransa’da beş yüz yıllık bakkal görenlere bir şey ifade etmeyebilir, ama burası Türkiye.

Kapısına gururla “since 1999” yazan işyerleri tanıyorum ben.

Yoksa siz hiç, “1.Geleneksel Feşmekan Festivali” afişi falan görmediniz mi?

Belli ki geleneksel olmaya niyet kuvvetli.

O nedenle de organizatörleri, daha birincisini düzenlerken basmış beze gelenekseli.

Yerdeki kanalizasyon ve su kanalarından, gece yarısından sonra tuhaf yaratıklar fışkırıyor Beyoğlu’na.

Onlardan bir tanesi, yeni yılı kutlayacağım derken bir başka genci, havaya ateş ettiğini sandığı tabancasıyla vurarak öldürdü.

Enerji alışverişi azami düzeyde Beyoğlu'nda.

Siz İstanbul’u ve Beyoğlu’nu bir de Fatih Akın'ın İstanbul Hatırası: Köprüleri Aşmak filminde izleyin.

Bence, bu film İstanbul’un tanıtımında kullanılabilecek öncelikli kozlardan biri olmalı.

Beyoğlu’ndan kim vazgeçmiş ki ben vazgeçeyim..

Tunç Müstecaplıoğlu
12.01.2007

  • © 2026 Tunç Müstecaplıoğlu